Genç bir felsefe öğretmeni olan Sinan akıl hastanesinden taburcu edilir. Onu akıl hastanesine sürükleyen olayları unutmak ve kendine yeni bir yüz yaratmak için yaşamını inşa etmeye koyulur. Kentin sokaklarında, meyhanelerinde, batakhanelerinde zamanla bir arayışa dönüşen bu yolculuğa rüyalar, saplantılar, tutkulu hayatlar da eşlik eder. Peki, bu genç adamı arayışa mahkûm eden nedir? Kayıp bir cennet mi? Yitirdiği çocukluğu mu? Kusursuz bir an mı?
Yüzümdeki Sen insanın anakarası olan çocuklu ...