"İçinden daha kuvvetli bir ses o günleri nedensizce daha berraklaştırıyordu: Sonra deli kemancı vardı, diyordu o iç ses, oynak Zeki, usta roketçi Hilmi. Hilmi bir fişekledi mi roketleri çarşı önünden bir şehir yanardı, bir çarşı önü. Gökyüzüne bakardı, Allah ne cümbüş ha, derdi. Deli basardı bozuk yaylara, pijamasının lastiğini sallardı. Oynak da dellenirdi kuş sapanı elinde eğri büğrü taşlar fırlatır, fırlatırdı. Terzi Ahmet kömür ütüyü salardı masaya, ulan yetti ulan, dökülürdü sokağa. Uzakta ...