"Kuyunun başında duruyor Sara. İnce bir serinlik vuruyor yüzüne. Kuyunun dibindeki karanlığa vuran, orada elmasışıltılarıyla kıpırdanan yansısına bakıyor, suyun gizemli çağrısından ürkerek. Ağaçlar, rüzgâr suskun, sabah gece. Tuğladan örülmüş bahçe duvarlarında erken bir güneş. Isıtmayan, ilgisiz bir güneş. O güneşe ait değil hiç kimse, hiçbir şey. Hiçbir aşk, hiçbir ölüm. Özlemler yok. Gülüşler bakışlar öpüşler yitik..."
Boşanmanın eşiğinde bir genç kadın Simden ve onun ölüm döşeğ ...