(...) Kenan Bey'i ilk gördüğü anı hatırladı. Sanki bir törende
ya da ayinde gibi bir duruşu vardı. Odasındaki üçlü deri
koltuğa sırtüstü yatmış, ellerini kucağında birleştirmişti.
Saçları düzgündü. Ayakkabıları, hemen yanı başına,
sehpanın kenarına düzgün bir biçimde konulmuştu.
Çorapları çıkartılmış, ayakkabılarının içine katlanarak
konmuştu.
Her şey düzenlenmiş gibiydi. Beyaz gömleğinin kolları
kıvrılmış, ceketi sandalyesinin arkasına asılmıştı. Her şey< ...