`Kelimeler ile gerçek arasında bir uçurum vardır. Hiçbir kelime gerçeğin yerini tutmaz. Kelimeler, gerçeğin uzak ve suni işaretlerinden ibarettir. Biz gerçeğe bizzat yaşayarak ulaşırız. Fakat, onları anlatmaya kalkınca kullanıla kullanıla yıpranmış, bizim yaşantılarımıza tekabül etmeyen kelimelerle karşılaşırız. (...) Öyleyse her şeyi yeniden yoklamak, dilin aldanışlarına kapılmakmak lazımdır. Bu nasıl olur? Paradoksla yeni, hakikatlere ulaşılmasa bile, hiç olmazsa, dilin o aldatıcı büyüsü yok e ...