Bir gün pazardan meyve, sebze almıştık. Üzüm de vardı aralarında. Tabağa biraz koyup yıkadı hanım. Ardından elime tutuşturdu tabağı. Şöyle kocaman, topacık. Sarı sarı, sulu sulu üzümler. Bir tanesini yutuverdim. Bal gibi mübarek. İnsanın yedikçe yiyesi geliyor. Tuba da atıştırdı birkaç tane. "Harika!" dercesine başını salladı. Öyle bir iştahla yiyor ki insanın canını çektiriyor resmen. "Semra'yı biliyorsun ya." diye konuşmaya başladı birden. "E, ne olmuş." "Kocası ona 'Karadutum' diyormuş. Görüy ...