Her sürgün; kopan fırtınada savrulan bir ekin tanesi, saklı gizli
bakışların mahrem acısı ve her sürgün bir mezarlıktı aslında. Bazen
gün ışığını üstünüzden çekip karanlığa ve yalnızlığa iten, bazen de
umuda gidilen yolda bilinmez diyarın garip misafiri.
Herkesin nefesinin birbirine karıştığı havasız ortamda solumaya
çalışarak vardık gittiğimiz yere… Günahsız ve masum çocuklar öyle
güzellerdi ki…
Bu çocuklar, yaşayamadıkları coğrafyada, makûs kaderlerine ...