“Eşikten içeri bir adım atmıştı ki Gülsüm Ana gözlerini çivi gibi dikmiş bakıyordu. “Melike” dedi, soğuk, bıçak ağzı gibi bir sesle “Nereden geliyorsun?” Melike’nin tüm sevinci uçup gitmiş, pembe yanakları buz gibi donmuş, apak kesilmişti. Gülsüm Ana Melike’nin yalan konuşmayacağını biliyordu. Onu yalansız dolansız yetiştirmişti. Öldürseler kanı akmaz, yalan söylemezdi. Sorusunu yineledi “Melike nereden geliyorsun?” Melike’nin Gülsüm Anaya söyleyecek hiçbir sözü yoktu. Hüzünlü bir suskunluk için ...