Kadınım, zenginlikle doldurduğunda aynı kupası seni
Yumuşak ateş oldun bir bulut inceliğiyle,
Zor yıldızlar yüzdü göz yerine yüzünde,
Durdun, gelip durdum gölgende:
Döndün, buza döndü o göle
Ah, kadınım.
Kadınım, okşadığında deniz seni
Mermerden köpük oldun, olmayan dili.
Ne zaman açacak ateş gömütünü?
Ne zaman salacak dalga köpüğünü?
Ne ölüyorsun, ne dönüyorsun geri
Ah, kadınım
Kadınım, yel öptüğünde seni
...