Düşünceli ve duygusal bir beyne; duygusuzluğu, hiçliği, yalnızlığı öğretemiyordum. O beni hep vurdum duymaz, alıngan, kendi halinde yaşayan biri olarak görüyordu. Oysa yitik bir ülkenin en kalabalık şehriydim ben; bütün sokakları yalnızlığa, bütün kaldırımları karanlığa çıkan. Hayatımda yolları ve gözleri hiç unutamıyordum. Yürüdükçe azalan mesafeler gibi, düşündükçe daha da bir derinleşiyordu kalbimde ki insanlar. İstemeden onların kokularını, bakışlarını, küçük küçük dokunuşlarını alışkanlık h ...