Rüzgar kanatlı yıllar, Yaşanmamış bir çocukluğun hikayesi. 1965’in bir hazan mevsiminde düştük yollara. Geride bıraktığımız her şey arkamızda bir nokta gibi kaldı. Köpeğimiz ne çok koştu peşimizden. Köyün çıkışında boynunu büküp uzun uzun havladı. Dağlarında, ovalarında koşup oynadığım yerlere veda bile edemedim. Kars’tan bindiğimiz posta treni ile dört günde vardık. İstanbul denen yere. Yol boyu babaannemin kaçakaçlık hikayelerini dinledim. İnsan öldürmeyi günahların en büyüğü sayan Malakanları ...