Ardına bakmadan koşuyordu. Yakalanmak korkusu aklına geldikçe daha da hızlı koşmaya başladı. Nefes nefese kalmış olmasına rağmen çıplak ayaklarına batan sert toprağın taşların verdiği acıyı hissetmiyordu. Zaten nereye koştuğunun hiçbir önemi yoktu. Yeter ki uzaklaşsın oradan. Rüzgâr yüzüne vurdukça saçları yüzüne doğru daha çok dağılıyordu. Ve susuzluktan kurumuş dudakları çatlamış, yorgunluktan bedenin her tarafını ter basmıştı. Bedeninden akan soğuk terler yılan gibi kıvrılarak sırtını yalıyor ...