İnsanoğlu, yaratılışının bir icabı olarak, tarihin her devrinde ruhun hakikat ve mahiyetini araştırmış, böylece kendi nefsinin şuur ve idrakine sahip olmak istemiştir. Gerçekten de bu istek, insan için bütün mülahazalardan, bütün düşüncelerden önce gelir.
Her devrin fikir adamları, felsefecileri ruhun hakikat ve mahiyetiyle ziyade meşgul olmuşlar, bu vadide çeşitli fikirler ileri sürmüşler, eserler telif etmişlerdir. Bunlar içerisinde, vah-i ilahi`den meded almayıp, sadece kendi cüz`i ilim ...