Boğaza savrulan balıkçı teknelerine özlemle bakıyordu. "Genzimi kurutuyorsun poyraz. Son defa saçlarımı taramanı istiyorum senden. Al çocukluğumun büyütülmüş resmini. Dur biraz, şu sırtımı Ulu Cami'ye vereyim, öyle tara yüreğimin dağınıklığını. Ben gidiyorum İstanbul. Gidiyorum karşı yakadaki hüznüm, Kollarında doğdum senin Bakırköy. Yazdığım destanın sayfa ayracı." Sustu, vedaya hazırlıyordu cümlelerini. "Alnımın geniş olmasına karşın neden yazılanları kontrol edemiyorum kader?" Lokmayı çiğnerk ...