“Önce hangisi oldu tam olarak sırasını hatırlamıyorum, bas tonlarda insanın içini çeken güçlü bir ıslık, “gajjj” diye bir ses, akabinde bir şaklama geldi. Her yer yeşil, kırmızı, mavi, keskin parlak ışıklarla kaplandı. Belimde müthiş bir sızıyla birlikte ayaklarım yerden kesildi. Bir deprem oluyormuş gibi her yer sarsıldı. Nizamiyenin yan duvarındaki korkuluk, kökünden sökülüp uçmuş ve uç demirlerinden biri ok gibi ayağımın tabanından girerek beni yere çivilemişti. Nizamiyenin iç tarafında, bana ...