Bizi kuşatan dış dünyada, kimi zaman uğultusu zelzele hâlinde içimize yayılan büyük kırılmalar olur. Zemin, zamanın içinde hâtıralarımıza yayılarak söz alır. Bu aralıkta şair de kendi kabuğunu kırar; yükselir molozların, hasar almış heveslerin arasından, yükselir ölümü bir ayna gibi taşıyan kentin hâfızasından. İnsan, içine baktıkça geçilmiş zamana yaklaşır yeniden. Dışarıdan kabaran uğultuya karşı sözcüklerin kalbine dayar kulağını. Gördüklerini göstermek, duyduklarını duyurmak ister. Bu yolda ...