Auguste'ün acıklı yüzüne çizilmiş o olağanüstü gülümseyişin parıltısını hiçbir şey eksiltemezdi, hiçbir şey. Seyircilerin karşısına çıkınca kendine özgü bir niteliğe bürünürdü bu gülümseyiş, dalgın, büyütülmüş, açıklanamayan şeyleri belirleyen bir anlam yüklenirdi. Aya uzanan merdivenin dibinde düşünceye dalardı Auguste, gülümseyişi yüzüne çakılı, düşünceleri ta uzaklarda. Kendinden geçme deneyiminde öylesine ustalaşmıştı ki seyircileri onu gözlerken bütün aykırılıkların özetleninişini izlermiş ...