Gözleri hiç bir şeyi görmüyordu. Nereye yürüdüğünü nereye bastığını fark eder gibi değildi. Gözleri içine çökmüş, kaşları düşebildiği kadar düşmüş. Kirpikleri bükülü vermişti aşağıya doğru, ortasından kırılmış bir buğday sapı gibi. Benzi soluk mu soluktu. Saçları darmaduman olmuş birbirine karışmıştı iç içe biten kan yaş ve ayrık otları gibi ya da yelde savrulmayı bekleyen samanla buğday taneleri misali. Üzerinde ince bir tişört ayağında da bir kot pantolon vardı. Eski püskü olmuş, uzun süre yık ...