İnsanın asli yaratılışına ve kusursuz, dürüst tefekkür kabiliyetine hitap eder. Karşı çıkanlara, hakikatte bir mazeretinin bulunmadığı gerçeğini ve de bu gerçeği görmeleri anlamaları için hiçbir saptırıcı sebeplerinin var olmadığını bildirir. İmana ancak kibir, inat, gurur ve gaflet gibi hastalıklı durumlar mani olabilir. İşte burada akıl devreye girer. Akıl kullanılırken, haktan sapma meyli olmadan ve fitne aramadan, kişisel arzu ve istekler üzerine sapık manalar vermek gibi hastalıklı konuma g ...