Başından beri varlığı, varoluşu, zamanı ve mekânı kendi kapalı -fenomenalitesinde sorgulayan bir şiirsel kuruyor Celâl Soycan. Mülkiyetin, seküler aklın ve hırsın, tüketici dilin savurduğu insan, merhametin ve vicdanın esirgendiği bir dünyaya sürtünerek ve dip-sorularla kıvranıyor. Bu nedenle, öncelikle Dil'i ve bu Dil'le kurgulanmış Hayat'ı sorunlaştırmak gerekiyor.
Şiir, şimdilik bunun için biricik köklü olanak. İnsanın ideolojik, politik, zihinsel ve duyusal dönüşümü için, verili d ...