Her çocuk gibi bir zamanlar kendi sade ve masumane dünyasının içine çekilmiş yaşarken, daha erken yaşta biz anne babasının mesleği gereği hayal dünyasına girerek veya oldubittiler yaratılarak, kendisine hiçbir şey ifade etmeyen taş ve toprak yığını harabeleri gezdirdiğimiz, gösterdiğimiz her toprak ve taş yığınını hayalindeki peri masallarına ve prens ve prenses şato ve saraylarına çevirmeye zorlanan sevgili kızım Çiğdem Nur Ünal’a, kim olduğunu ve bu kitabın doğmasındaki tetikleyici etkisini aş ...