Yıl 1914, Eylül'ün ortaları. Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan boz serçelerin söylediği şarkılar ve coşkun akan Ağrıt Deresi’nin şırıltılarıyla yeni bir güne merhaba diyen Tiyeri köyü, Yavuz Mahallesi'nden yükselen kadın feryatları ile ayağa kalktı. Önde gencecik bir delikanlı, arka-sında birkaç kadın ve boy boy sıralanmış, çıplak ayaklı, cennet kokulu dünyalar tatlısı üç çocuk... Çocukların en küçüğü Hüseyin, dün-yadan bihaber, etrafına gülücükler saçacak kadar cesur. Çakır Ali Pınarı’nın yanına v ...