On, on beş adım ilerilere kadar gidip, önüme geçiyor, onu çoğunlukla; renk, renk bir çiçek kümesinin başında; merakla çiçeklere eğilmiş, küçük bir çocuğu sever gibi, sevgi ve şefkatle çiçeklerden birini ya da bir kaçını avuçlarına almış, koklar buluyordum.
Adeta kendinden geçip, imgeleminde yarattığı başka dünyalara gitmiş, derin bir vecde girmiş gibi, yanından geçip gittiğimin farkına varamıyordu.
Bu kendinden geçiş sırasında gözleri; o iri pırlantalar daha irileşmiş, renkleri biraz d ...