Kendi zümresinin dar sınırları içinde, gerçek
hayatı yaşadığı sanısıyla sürüklenip giden
İvan İlyiç, görünürdeki mutlu, pürüzsüz ya-
şantının düzenini bozan beklenmedik bir
ziyaretçiyle sarsılır: Kapıyı çalan ölümdür.
Ona hayat üzerinde düşünme fırsatı vermek
ister gibi, dünyasından adım adım alır ölü-
mün eli.