Ezilen ve unutulan hayatların, yanmış yüreklerin üzerinden bir sel gibi akmıştı zaman. Ve önüne kattığı yaşamları dümdüz edip sessiz ve çaresiz zihinlerde kalın bir tortu bırakmıştı.
Kan ve gözyaşlarıyla ıslanmış bir tarihin ıslaklığı duruyordu ellerinde. Yanı başındaki çeşme zaman gibi akıp dururken bir derviş sessizliği içinde Karacadağ'ın kara taşlarından örülmüş Ziya Gökalp Lisesi'nin bahçe duvarına sırtını dayamış, tek ayak üstünde, yıllardır sanki hep aynı yerde duruyormuş gibi ...