İşte o dakikalarda dostuma, yegâne dostuma fikrimi sevk ederim ve onu derhâl yanımda bulurum. Yavaşça, semalardan inen bir bulutla hemen oraya süzülüyormuş bir hayal seyelânıyla bana sokulur, ipek bir nevazişle parmakları gözlerimi kurutur, beşiğinde bir hasta çocuk çeviriyormuşçasına başımı çekerek rahim gözlerinin “Çocuksun, küçüğüm!..” diyen mütebessim nazarıyla ruhumun ye’sini siler ve uzak bir çeşmeden gecelerin sükûnunu delerek gelen bir zemzemeyi andırır sesiyle söyler, söyler… Birden his ...