şairi ölü
her hüzün sarısı garda sayfalarını savurduğum
uzun bir şiire çıkmıştım
bavulsuz
bir şaire mezar kazar gibi
üç bükülmüş ağzın uzak temmuz
zılgıt ve dengbêj törenleriyle
uzun bıyıklarımı kemiriyordum saatlerdir
alt dudaklarımı örten
dağlardan, ovalardan geçip bulutlara
selama duran uysal bir trenin pencere kenarında
acelesi yok sanki, burada hiçbir şeyin
dağ, nehir, gökyüzünde asılı bulut
ve gülerek el sallayan yamalı çocuk ...