Ne halkı tarafından baldıran içmeye zorlanan Sokrates, ne balığın karnındaki münzevi Yunus ve ne de çarmıhtaki çilekeş Nâsıralı; insanlık tarihi boyunca hiçbir insan, modern(!) çağımızın sıradan bir bireyi kadar kendisini yalnız, çaresiz ve tükenmiş hissetmedi. İçindeki hazin boşluğu egosunu şişirerek doldurmaya çalıştıkça varoluşuna yabancılaşan Âdemoğlu, çevresindeki her şeyi çılgınca, vahşice tüketirken aslında erdemlerini, ideallerini, inandığı her şeyini, yani insanlığını tükettiğinin bilin ...