"Ümitsizliğe düşmeyi beceremiyordu. O günü göremeyeceğini bilmesine karşın, 'özgürlük perisi'nin, kanatlarını vatanının üzerine gereceği günün geleceğine sarsılmaz bir inancı vardı, kasidelerini sadece ona düzüyordu. Oğluna şöyle diyordu: Ben bu memlekette milletin padişah, hürriyetin kanun olduğunu göremeyeceğim, fakat sen bunu mutlaka göreceksin.(...) Taşra koşullarındaki yüksek konumuna karşın çok mütevazı bir yaşam sürdürüyordu. Oldukça sade giyiniyor, bayramlarda görevi gereği resmî, sırmal ...