Karşıya geçtim. Gerçekten de camında, HİKÂYE TAMİRCİSİ diye yazıyordu dükkânın. Daha önce görmemiştim bunu. Vavvv! Ne iş? Hikâyenin tamircisi mi olur? Yoksa kahrolası piç kurusunun teki benimle dalga mı geçiyordu? Şadi pezevengi karısının kıçına kene olup yapışmasaydı, kesin onun işidir, derdim. Kapıyı ittim. Raflarda eski eski fotoğraf makineleri ve kameralar ve ampullü radyolar ve gramofonlar ve daktilolar... Masada ak saçlı nurani ihtiyar. Merhaba mı desem, selamünaleyküm mü desem, iyi günler ...