İnsansal aşkın en güzel haliydik yittikçe birbirimizde. Kayboldukça bulduğumuzdu çıkışlarımız. Kıvrımlarda eğrilip doğruldukça ruhlarımızın unuttuğumuz yerleriyle karşılaşıyorduk. Uzun, çok uzun seferlerden dönen gemiler gibi karaya koşuyorduk hasretle. Meyveler topluyorduk; olgun meyveleri dallarından? Ölecekken toprağına su verilen ağaç gibi çatırdıyordu gövde, öz suyun daldan ucuna, meyveye yürümesi gibi yürüyorduk tenlerimizde. Gün ışığı sislerden düşsel ovalara yürüyordu. Sonra, sabahın ilk ...