Usulca araladı kapıyı. Her şey bıraktığı gibi duruyordu. Yatağı dantel işlemeli örtülerle jilet gibi hazırlanmıştı. Babasının eczaneye giderken yol üstündeki oyuncakçının vitrininde görüp aldığı porselen bebek tuvalet aynasının önünde ona bakıyordu. Kitapları çalışma masasının üzerinde kapakları uzun zamandır açılmadığından mahzun uzanıyorlardı. O çok sevdiği Marmara ve üzerindeki gemiler pencerenin bir ucundan elini uzatsa tutuverecekmiş gibi oradaydılar. Çantasını yatağın üzerine bırakıp eldiv ...