Hadi gidelim...
İstanbul’un terlediği o sarı sıcak güne...
Körler ülkesine yaklaşırken, denizi seyredip, rüzgâra karşı bulutlarla çay içelim...
Sonra vapur iskeleye yanaşsın...
Ve hayat birilerine geçmiş ile bugün arasında mekik dokuyarak diktiği hakikat elbisesini giydirirken, gonca bir gül gibi açıversin Kadıköy...
Yıllardır hiç değişmeyen o dükkânda, bir sandalye de çocukluğumuza çekip, adisababa yiyelim...
Hadi soralım:
Derin bir sızıda aşkı aklamak ...