Bir köle gibi ellerim önümde babamın asli görevini yerine getirmesini beklerken, salonun içinde göz gezdiriyordum. Burası kocaman bir ev miydi, yoksa kocaman bir müze demek daha mı doğru olurdu? Emin olamadım. Evdeki her şey çok kıymetli ama ruhsuzdu. Bir evin sıcaklığı yoktu, belki de bu yüzden bende daima bir müze hissi uyandırmıştı. Evimiz, tıpkı babamın bakışları gibi insanı üşütüyordu. Salondaki en büyük duvarda babamın gövde gösterilerini ölümsüzleştiren boy boy fotoğrafları asılıydı. Bir ...