"Hayat artık bana bir cevap vermeliydi. Vahiy tarzında metotlarla, onunla ne yapacağımı bildirmeliydi. Varlığımın hayat nezdinde bir manası yoksa ne diye yaşıyordum? Neden ekmek tüketip, bazı amaçlar peşinde koşuyordum? Acı tatlı başımızdan geçen olayları nasıl yorumlamalıydım? Kime hizmet ediyor, kimden emir alıyordum? Bana ait olduğu zannıyla idame ettirdiğim bu hayat, gerçekten de bana mı aitti? Yoksa! Ben Renato Haydar Karaca, bedeni ve ruhu lüzumsuz “hayatsız makina” mıydım? Bu evrenin simü ...