Her şey onun emektar Leica'sının objektifinden akan bembeyaz bir ışıkla başlar... Ve belli belirsiz gölgeler, insanda sersemletici bir göz dalması yaratan bu parlak ışığın içinde önce karanlık siluetlere, sonrasındaysa bir şekilde bildiğim yüzlere dönüşürler. Benimse elimden bir şey gelmez. Ancak çok ama çok yükseklerden düşerken yaşanabileceğini bildiğim bir baş dönmesinin içinde bir görünüp bir kaybolan tüm o yüzleri izlerken, öylece kalakalırım. Beynimin dipsiz vadilerinde gezinen tüm o çocuk ...