Batı’da 18. yüzyılda Aydınlanma ile birlikte aklın ve bilimin egemenliğini temel alarak ortaya çıkan yeni bir paradigma; yaşamın mistik, metafizik ya da büyülü bir şekilde algılanmasını geride bırakır ve geleneksel olandan uzaklaşarak saft gerçekliği merkezi konuma taşıyan bir anlayışı yansıtır. Bu noktada hesaplanan, ölçülen ve kontrol edilen rasyonel değerler önem kazanıp insanın kendi, doğa, nesne ve ilahi olana bakışını değiştirir. Ancak aklın ve beş duyunun yaşamdaki kimi gizemleri açıklaya ...