Osmanlı, Oğuz Türkçesini gönül dili haline getiren bir medeniyet tesis etti. Bu medeniyetin içerisine her milletten gönül insanı ışığa koşan pervaneler gibi coşkuyla atıldı. Türkçe, bu duygu insanlarının gönül dibeklerinde dövülüp aşk tennurunda pişirilek insan denilen varlığı madde ve mana planında ifade edebilecek bir dil kıvamına yükseldi. Şiir, toplumun her kesimini buluşturan, konuşturan, kaynaştıran bir harç oldu. Padişahından neferine, şeyhülislamından müezzinine, şeyhinden müridine, kahv ...