Eksiltmeli, ucu açık ancak bir o kadar da kişisel alanlarda kök salarak düşündüren öyküler... Yazarın, söyleyeceği çok şey olduğunu sezdiren ama asıl bunları “söylemeyerek” düşündüren öykü dili... Öykünün tezgâhında ustalaşmadan kelimeleri böyle duru kullanmak mümkün mü? Tuğba Gürbüz, Geçmiş Zaman Çileleri’nde babanın cenazesini kaldırıyor.
Çekilmez evlilikler, tükenmiş kadınlar, hayalsiz ergenler, biteviye süregiden monoton hayat... Aile... o çilenin diğer adı. Kördüğüm. Varlığı da yokluğu ...