Başı dönüyordu. Ayakta durduğu büyük taş etrafında dönüp dururken, o inatla ayakta kalmaya devam ediyordu.
Ne güzel olurdu aslında Suyun gittiği yere doğru akıp gitmek...
Ardına bile bakmadan çok şeyi geride bırakıp, terk etmek... Öyle yada böyle; bu dere bir başka dereyle buluşacak, daha büyük bir dere olacak, daha hızlı akacak, kendisini kocaman bir denizin içinde bulacaktı.
İçi yanıyor, kavruluyordu...
Fırına atılmış fındık kabuğu gibi yanıyordu;
al ...