“Hasan Tahsin Efendi tahattur ettiği manzarayı görmemek istiyormuşçasına ellerini gözlerine tuttu:
— Ah, o gece o hâli göreydiniz! Bunu size bin kere naklettim. Fakat mümkün değil fikrinizde o hâle şebîh bir şey tasvir edemeyeceğim. Yanmış bir ev… Ateş içinde tüten enkaz altında kalmış bir servet… On sekiz yaşında yanmış bir genç gelin… Deli olmuş bir adam… Ferdi o hâli görmek istemişti. Kızının yanına getirdiler. Bir ona bir de evine bakıyordu. O mutantan evin şu bir yığın ateşten, o güzel ...