Havanın kararmasına çok az kalmıştı. Onlar hava kararmadan görünüyorlardı. Son üç adım kalmıştı mağaraya.
Dizlerinin bağı çözülmüş yere kapaklandı. Kalbinin hızlı ritmik atışın durduramıyordu. Biraz soluklanmayı bekledi. O gece gördüğü nuru görene kadar nabzını kontrol etmesi gerekiyordu, bekledi, bekledi. Artık sona gelmişti.
Kafasını gökyüzüne kaldırdığında yine o garip gemiler değişik ışıklar saça saça dolaşıyorlardı. Işığı görür görmez girecekti.
“Rabbim şükürler olsun.” demi ...