Uzak diyarların diliyle konuşuyordum sanki, söylediklerimin ne duvarlar ne de içeriden seslerini duyduğum ailem için bir anlamı vardı. Bir ahtapota sarılmak gibi bir şeydi hayıflanmalarım. Kederden, yalnızlıktan başka şey hissetmiyordum. Güneşin ilk ışıklarıyla toparlandım. Hüzünlü, korku dolu bir sabahtı. Yalanlar, peş peşe, ustaca etrafımı sarıyordu. Onları bana yaşamayı hissettirdikleri için söylüyordum. Bir an bile sevgi görmediğim bu evden gidiyordum. Kurtarıyordu beni sevgisizlik. Hürriyet ...