Bu eser, eşini kaybeden bir kocanın yüreğinde biriken duygularının sözcüklere dökülmesiyle oluşmuş bir “duygu yumağı” olarak görülebilir. Bu durumu yazarın kendisi şöyle ifade etmektedir:
“Bu güne kadar çok yazı yazdım. Ancak bunların büyük çoğunluğu akademik ve bilimsel yazılardan oluşuyordu. Bunun için ele aldığım her konuyu bağımsız ve tarafsız bir bakış açısıyla yazmaya çalıştım hep. Fakat kaderde duygularımı ifade etmek için yazı yazmak da varmış. Hem de hayat arkadaşımın ardında ...