Şehre yaklaşan kara elbiseli adamları durduran tek şey genç kadınların zılgıtıydı. O zılgıtlar karanlıkları aydınlatıyordu. Annem ve komşu kadınlar onların delik deşik elbiselerini yıkarken leğendeki su anında kırmızıya kesiyordu. Ben kardeşim Ali’yi yanımdan ayırmadan bir o yana bir bu yana koşturuyordum. Tandırdan çıkan ekmekleri götürüyordum onlara, matarada su, varsa birkaç domates ve biraz zeytin… Uzattığım mataradan su içen kızın terli yüzünü ve gülen kocaman gözlerini hatırlıyorum. Bir ge ...