Her şey bir rüyanın kıyısında başlar.
Zaman, ağır bir perde gibi iner yüreğin üzerine; gökyüzü susar, bir yaprak usulca düşer ve insan, içine doğru yürümeye başlar.
Bu kitap, o yürüyüşün izlerinden doğdu; aşkla çatlayan bir sessizlikten, bekleyişin, özlemin, kabullenişin kıyısında duran kelimelerden.
Her şiir, bir iç mevsimdir burada; kimi ilkbahar gibi coşar, kimi sonbahar gibi dökülür insanın içine.
“Düş Günüm”, sadece bir sevgiliye değil; toprağın sabrına, gökyüzünün ...