Tanpınar'ın; "Şark oturup beklemenin yeridir." yargısı, yavaşlatılmış Batılı ve Amerikan film karelerinden alınmış gibiydi. Yahya Kemal'in de tesiriyle kendi kültürel değerlerine plastik bir iple de olsa bağlı Tanpınar, ancak hayalî bir ülkede yaşamak ister gibidir. "Rüya estetiği" acaba bir kaçış isteğini mi örtülüyordu ne? Paris'ten yazdığı mektuplarda neredeyse kaldırımlardaki taşlara bile biat edecek derecede Frenk vurgunu tavrın arkasında, kendine yabancılaştırılmış aydın tipi yatmıyor muyd ...