"Elbisesini değiştirip koyu renk ve daha basit şeyler giyen hekim, elinde alet sandığı, büyük bir cesaretle genç adamların arkasından şehrin bir varoşuna doğru yürüyordu. En kuytu mahallelerden birinde terk edilmiş, yarısı yıkılmış, derme çatma bir kulübe geçici olarak tutulmuştu... Kamari´nin aynı adamları eski tahtalardan uzun bir masa hazırlamışlar, yeri de sazdan, kalın bir tabakayla örtmüşlerdi. Zayıf ve kırış kırış yüzlü, orta yaşlardaki bir erkeğin masaya yatırılmış cesedi hekimin öğrenci ...