Descartes'ın modern düşüncede açtığı gedikten dolayı, bundan böyle ruh ve beden kesin olarak birbirinden ayrılmıştı. Dolayısıyla ruh, dolaşım dışı kalan bir sürgündeydi adeta. Bunun bireysel bir yansıması olarak, 'ben' de, kendine tutuk- luydu. Çünkü o, ‘düşünüyorum öyleyse varım' derken kalın duvarlarla örülü ben’ini izole etmişti. Zira Descartes, düşünmek için herhangi bir uyarıcı ve diyalog olmadan da insanın düşündüğünü belki de sadece düşündüğünü söylemişti. Kısacası insan, duyu dünyası ...