"“Korkmuyor musun?” diye sordu “Korkuyorum ama sen varsın.” dedim. Elini yeniden omuz başıma koydu. “Gel benimle!” dedi. Cebinden dökülen bisküvi parçalarını araya araya yola koyulduk. Karanlık mı bastırıyordu yoksa bulutlar mı toplanıyordu anlayamıyordum. Hafif rüzgâr şimdi yerini sert bir fırtınaya bırakmıştı. Bir an durduk. Ağaç dallarının aralığından gökyüzüne baktık. Kar taneleri tek tek suratımıza düşmeye başladı. “Biliyor musun Salih?” dedim “insan seninle yolda olmaktan korkmuyor.”
...